Müşteri Destek Hattı

0212 516 01 40

 

SAHİLDEKİ EVİNİZE HOŞ GELDİNİZ...

 
   Sosyal Tesisler ve İstanbul;
En iyi yemek nerede yenir,nasıl gidilir,en lezzetlisini kim yapar,kaliteli hizmet mi yoksa uygun fiyat mı tercih edilmeli...? Artık bu sorulara cevap aramak zorunda değilsiniz.Çünkü; İstanbul, sosyal tesisler bakımından giderek zenginleşiyor ve sosyal tesisler,hizmet yarışında biz de varız diyor.
 

   İstanbul, bir tarih ve kültür cenneti. Fatih, İstanbul'un  kalbi. Tarihi yarımadada denizi doğayla, doğayı da tarihle birleştirmiş Çatladıkapı.

 
  Biz de tam bu noktada, misafirlerimize farklı duyguları farklı lezzetler eşliğinde sunmak istedik.
 
  Adımız sosyal tesis,amacımız hizmette sınırların kaldırılması.Biz esasen sosyal tesis kavramına yeni bir anlam ve vizyon kazandırmak için yola çıktık.Bu nedenle;menü çeşidinden dekorasyona,lezzetten hizmete  kadar bütün alanlarda kendi ufkumuzu genişleterek hizmet vermeyi görev edindik.Çatladıkapı Sosyal  Tesisleri'nde; Fatih ve İstanbul halkına,Dünya mutfaklarından, Osmanlı mutfağına kadar birçok farklı lezzeti bir arada sunarken, diğer taraftan Dünya'nın çeşitli ülkelerinden ülkemizi ziyarete gelen turistlere de Türk mutfağının eşsiz lezzetlerini ve Anadolu misafirperverliğini  yaşatmayı amaç edindik.Bunun için ekibimizin tamamını, kendi alanında uzmanlaşmış, profesyonel  ve müşteri  değil misafir anlayışını ilke edinmiş arkadaşlarımızdan oluşturduk.
 
  Tesisimiz 420 kişilik nikah ve seminer salonu ,100 er kişilik iki adet kışlık restaurant,100 kişilik kışlık kafeterya 150 kişilik yazlık teras restaurant,200 kişilik yazlık teras kafeteryadan oluşmaktadır.Bir özelliğimiz de bütün masalarımızın deniz manzaralı ve trafik vb gürültülerden  uzak olması bu nedenle gelen misafirler için tam huzur ortamı oluşmasıdır.Tesis içinde bulunan bahçemizin  etrafı tamamen ferforje ve camla çevrili olduğu için çocuklu ailelerimiz gönül rahatlığı ile çocuklarını bahçeye serbest bırakıp doyasıya sohbet edebilme imkanı bulabilmektedir.Ayrıca Tesis misafirlerimize ücretsiz olarak tahsis edilmiş toplam 150 araç kapasiteli 2 adet otoparkımız mevcuttur.
 
  Tesislerimize ilk defa gelen misafirlerimize önerilerimiz, özellikle; yaprak ciğer, çin
böreği,çökertme kebabı, çatladıkapı steak, sultanahmet köfte,
dondurmalı irmik helvası, çikolatalı volkan şöleni gibi tatları denemeleri yönünde
olacaktır. Tabi ki mevsimine göre günlük  deniz balıkları ve özel çiftlik balıkları da
unutulmayacaklar arasında.Yaprak ciğer Edirne deki orjinalilinden, künefe Hatay daki orjinalinden farksızdır.Çünkü biz sadece iyi bildiğimiz işi yapıyoruz.  
   Ayrıca kafeteryamızda ;tatlılar,dondurma çeşitleri, kahve çeşitleri, taze meyve sularından oluşan mini ziyafetler  değerli misafirlerimize sunulmaktadır. Kenedy cad. Sirkeci sahil yolu Sultanahmet kavşağı karşısında (petrolistasyonu bitişiği) bulunan tesisimizde hizmet, sabah 08.00 da kahvaltı servisiyle açılıp saat 23,30 a (kış mevsiminde "ekim-mart" dönemi 22.30) kadar devam etmektedir.Tesisimize yoğun ilgileriyle bize güç veren misafirlerimize Çatladıkapı Sosyal Tesisleri ekibi olarak teşekkür ederiz.
   

Neden Çatladıkapı ?

(TARİHÇE)

   Çatladıkapı Semti, İstanbul tarihinin beşiği olan Fatih’in Küçük Ayasofya Mahallesi’nde Kennedy Caddesi üzerinde kuruludur. Çatladıkapı Alt Geçidi, İETT Çatladıkapı Durağı, bu semtin bilinen noktalarıdır.

   Çatladıkapı, bir semt olduğundan kesin sınırları çizilememekle birlikte, idari olarak Küçükayasofya mahallesinin sınırları içinde kaldığı söylenebilir. Bir kıyı semti olan Çatladıkapı, Ahırkapı ve Kadırga semtleri arasında yer alır. Semtin adının 1532 İstanbul depreminde semtte bulunan surlarda büyük bir çatlak oluşmasıyla yerleştiği sanılmaktadır.

  Bizler Sosyal Tesislerimizin, bulunduğu semtin adı ile anılmasını tercih ediyoruz.Bu nedenle adımız Çatladıkapı Sosyal Tesisleri.

 Çatladıkapı,  Fatih'in Bizans döneminde Marmara Denizi'ne açılan en önemli kapılarındandır. Bu dönemdeki adı Leon ( Aslan) Kapısıdır. Adını, hemen yanında inşa ettirilen Buko (boğa) Leon (aslan) sarayından almıştır. Bu kapı II. Teodosius (408-450) yönetiminde, Tarihi Yarımada'nın surlarıyla birlikte inşa edilmiştir. Bukaleon Sarayı'nın iskelesi ve limanı olarak bu kapının kullanılması onu Konstantinopol'un Marmara Denizi'ne açılan üç önemli kapısından biri yapmıştır. Bir buçuk ay süren 1532 depreminde kemeri çatlamış, Yıkılmadan yüzyıllarca bu haliyle ayakta duran bu kapıya halk "Çatladıkapı” ismini vermiştir.

  Sultan Abdülaziz demiryolunu yaptırırken Çatladıkapıyı da yıktırdı. Burada kapısının sağında ve solunda bulunan iki aslan heykeli de arkeoloji  müzesine kaldırılmıştır. Semavi Eyice’ye göre bu heykeller mermerden yapılmıştı. Evliya Çelebi’ye göre Bizans döneminde Çatladıkapı’nın önünde dört köşeli büyükçe bir sütun varmış. Bunun tepesindeki gözetleme kulesinden uzaktan gelen gemiler gözetlenirmiş. Şayet gelen gemiler düşman gemileri ise yanaşmaları beklenir, iyice yaklaşınca da üzerlerine ateş püskürtülerek yakılırlarmış. Eskiden denize açılan Çatladıkapı’nın doğu yönünde Bukaleon (Büyük) Saray ve iskelesi vardı. Bukaleon (Büyük) Saray, şehir içinde şehir gibi bir saraydı. Latince bir başka adı Palatium Magnum (Büyük Saray)’dır. Burası çeşitli binalardan meydana gelmiş bir kompleksti. (Yaklaşık 500 oda 40 civarında kilisesi mevcuttu). Kiliselerinden birinin mahzeninde yortu şöleninde Bukaleon’da yaşayanlara ikram etmek için 10 bin testi şarap ve bal bulunurmuş. Büyük saraydaki heykellerin içine boşaltılan bu içecekler, heykellerin ağız ve kulaklarından akıtılarak saray sakinlerine ikram edilirmiş.

Çatladıkapı’daki Hormisdas Sarayı’nın hikayesi nedir?

  Bukaleon Sarayı bütün imparatorlar tarafından kullanılmıştır. İlk kurucusu: I. Konstantin (324-337)’dir. Daphane, Magnaura ve Khalke sarayları çeşitli dönemlerde burada inşa edilmişti. Roma’dan miras kalan senato binası da bu kompleksin doğusunda bulunuyordu. Ayrıca İmparator Iustinianos döneminde yapılan Hormisdas Sarayı da Büyük Saray’a eklenmişti. Bu saray  adını bir müddet burada kalan Sasani Prensi Hormisdas’dan almıştır. Etrafı duvarlarla çevrili bu kompleksten ayakta kalan tek yapı Hormisas Sarayı’dır. Bu sarayın, Marmara’ya açılan balkonu, pencereleri ve kapıları varlığını sürdürmektedir. Ayasofya’nın denize bakan tarafında Büyük Saray’ın kalıntıları üzerinde 1845’te bir Darülfünun (üniversite) inşa edilmişse de uzun süre kullanılmamıştır. Bu bina daha sonra modernleştirilerek Four Seasons adıyla bilinen otele dönüştürülmüştür.

Çatladıkapı’nın Kadırga Limanı nerededir?

  Çatladıkapı’nın kuzey batısında Küçük Ayasofya Cami bulunmaktadır. Küçük Ayasofya: Roma döneminde İmparator mezarı olarak yapılan bina, Bizans döneminde kiliseye dönüştürüldü. Hagios Georgios adı ile bilinen bu kilise Bizans İmparatoru I. Jüstinye’nin karısı Theodora tarafından 527–536 yıllarında kiliseye çevrildi. Türkler İstanbul’u alınca da Sultan II. Beyazıt’ın Topkapı Sarayı Darüssaade Ağası Hüseyin Ağa tarafından camiye çevrildi. Çatladıkapı’nın batısında etrafı duvarlarla çevrili denize kapısı olan bir liman vardı. Adı Kondoskalion’du. Bu liman, şehrin Marmara’ya açılan en büyük limanlarından birisiydi. Burası fetihten sonra da Türkler tarafından kullanıldı. İsmi Kadırga Limanı olarak değiştirildi. Osmanlılar burada gemi tezgâhları kurarak kadırga üretmeye devam etmişlerdi. Daha sonra Kanuni döneminde gemi üretimi Haliç’e taşınınca burası bir yerleşim alanı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

 

  Kadırga Limanı isimleri Portus Novus (Yeni Liman) ilk ismi, bu limanı inşa eden Iustinus’a (361–578) izafeten verildi. Daha sonra buraya Kondoskalion denmeye başlandı. II. Iustinus’un döneminde İmparatoriçe Sophia tarafından tamir edildiğinden Sophia Limanı olarak da adlandırılmıştır. Burası Bukaleon Sarayı’na yakın önemli merkezlerden biridir. Burada bazı heykeller bulunurdu. Tüccarların toplandıkları ve SİGMA diye adlandırılan bir merkezleri vardı. Kadırga Limanı deniz girişinde muazzam, demir parmaklıklı bir kapısı vardı.  Bu kapıdan içeri giren deniz, muhtemelen bugünkü ilköğretim okulunun meslek lisesinin ve parkın olduğu alanı kaplardı. Fırtınalı ve tehlikeli anlarda burası 300 kürekli 300 kadar büyük yelkenli gemi alacak kapasitede ve etrafı duvarlarla çevrili bir limandı.

 

  Gemi yapım işi Haliç’e taşındıktan sonra buradaki suda, uzun süre kadınlar çamaşır yıkamışlardı. Daha sonraları su kirlenince hafriyatla doldurulmuş ve sayfiye yeri olarak kullanılmaya başlanmıştır. 17. yüzyılda bu alanda cirit, ok talimi yapılmış ve Karagöz Hacivat gibi oyunlar oynanmıştır. Akabinde II. Ahmet’in kızı Esma Sultan tarafından buraya bir çeşme yaptırılmış ve zamanla yerleşim alanı olmuştur. Sur dışında ise 1957’ye kadar Marmara Sahili’nde deniz, neredeyse surlarla bitişikti. Bu dönemde sahilde yapılan dolgu çalışmaları sonucunda sahil yolu açılmıştır. (Kaynak: Fatih Belediyesi)